İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi, iş hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlık konularından biridir. İşçinin bu durumda hangi haklara sahip olduğu, işyerindeki çalışan sayısına, kıdemine ve fesih sebebine göre değişkenlik gösterebilir.
İş güvencesi kapsamındaki işçiler bakımından işveren, iş sözleşmesini feshederken geçerli bir sebebe dayanmak ve bu sebebi açık ve kesin şekilde belirtmek zorundadır. Geçerli bir sebep gösterilmeden veya gösterilen sebep gerçeği yansıtmadan yapılan fesihlerde işçi, işe iade talebiyle dava açabilir.
İşe iade davası, belirli bir süre içinde açılması gereken ve arabuluculuk başvurusunu ön şart olarak içeren bir süreçtir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması hâlinde dava açma yoluna gidilebilir. Mahkemenin feshi geçersiz bulması durumunda işçinin işe iadesine ve buna bağlı haklara hükmedilir.
İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçiler için ise haksız fesih hâlinde kıdem ve ihbar tazminatı gibi taleplerin gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Hangi tazminatların talep edilebileceği; işçinin kıdemi, fesih usulüne uyulup uyulmadığı ve fesih sebebine göre değişir.
Fesih sürecinde işverenin usule uyup uymadığının (savunma alınması, fesih bildiriminin yazılı yapılması gibi) değerlendirilmesi, işçinin haklarının belirlenmesinde önemli bir aşamadır. Bu nedenle fesih sonrası süreçte zaman kaybetmeden hukuki değerlendirme yapılması önerilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinden hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kendi durumunuza özgü bir değerlendirme için bir avukata danışmanızı öneririz.