Boşanma davalarında ortak çocukların velayeti, taraflar arasında en çok tartışılan konulardan biridir. Türk hukukunda velayet kararı verilirken esas alınan temel ilke, ebeveynlerin değil çocuğun üstün yararının gözetilmesidir.
Mahkeme, velayeti belirlerken çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim hayatı, her bir ebeveynle olan bağı ve barınma-bakım koşulları gibi birçok unsuru birlikte değerlendirir. Gerekli görülmesi hâlinde pedagog veya psikolog gibi uzmanlardan sosyal inceleme raporu istenebilir. Belirli bir yaşın üzerindeki çocuğun görüşü de dikkate alınabilir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn için kişisel ilişki (görüşme) düzeni belirlenir. Bu düzen; hafta sonu, resmî tatil ve okul tatili dönemlerini kapsayacak şekilde mahkemece somut olaya göre şekillendirilir. Taraflar bu konuda anlaşmaya varmışsa, mahkeme bu anlaşmayı çocuğun yararına aykırı bulmadığı sürece genellikle esas alır.
Velayetin belirlenmesi kesin ve değişmez bir karar değildir. Şartların sonradan önemli ölçüde değişmesi hâlinde (örneğin velayet kendisinde olan ebeveynin çocuğun bakımını yeterince sağlayamaması gibi) velayetin değiştirilmesi talebiyle ayrı bir dava açılabilir.
Velayet uyuşmazlıkları, tarafların duygusal açıdan en hassas olduğu konulardan biridir. Sürecin çocuğun yararını gözeterek ve doğru hazırlıkla yürütülmesi büyük önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinden hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kendi durumunuza özgü bir değerlendirme için bir avukata danışmanızı öneririz.