Bir senede (bono, çek gibi) dayalı olarak başlatılan icra takibi, borçlu açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek hızlı bir süreçtir. Bu nedenle takibi durdurmak isteyen borçlunun, hangi yolların mevcut olduğunu ve sürelerini iyi bilmesi gerekir.
Senede dayalı takiplerde borçlunun itiraz süresi, genel haciz yoluna kıyasla daha kısadır ve itiraz icra mahkemesine yöneltilmelidir; bu yönüyle genel haciz yolundaki itirazdan usul bakımından ayrılır. İtirazın süresinde ve doğru mercie yapılması, takibin durdurulabilmesi için kritik önem taşır.
İtirazın icra mahkemesince kabul edilmesi hâlinde takip durur; ancak itirazın reddi durumunda alacaklı takibe devam edebilir hâle gelir. Bu nedenle itirazın hangi somut gerekçelere (imza inkârı, borcun ödenmiş olması gibi) dayandığının doğru seçilmesi belirleyicidir.
Bazı hâllerde borçlu, icra mahkemesinden takibin geçici olarak durdurulmasını (tedbir niteliğinde) da talep edebilir; bu, itirazın esası incelenirken alacaklının haciz gibi işlemlere devam etmesini önlemeye yöneliktir.
Yargıtay ve icra mahkemesi uygulamasında, imza inkârına dayalı itirazların özel bir usulle (imza incelemesi gibi) değerlendirildiği, bu sürecin de kendi içinde belirli teknik kurallara tabi olduğu görülmektedir. Eskişehir'deki icra mahkemelerinde görülen bu tür itirazlarda da sürecin doğru ve zamanında yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Sonuç: Senede dayalı takiplerde süreler kısa ve usul kuralları sıkı olduğundan, itirazın doğru gerekçe ve zamanlamayla yapılması büyük önem taşır.
Anahtar Kelimeler: senede dayalı icra takibi, kambiyo senedi itirazı, imza inkârı, icra hukuku, Eskişehir icra avukatı
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinden hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kendi durumunuza özgü bir değerlendirme için bir avukata danışmanızı öneririz.